
Sabah altı da uyanıyorum,sıcak başlamadan.Biraz Müssli, bir kahve ,bir sigara.Arka havuzlukta.Herkes henüz uyuyor, gürültü yapmak olmaz.Tuvalete filan gidiyorum.Bunak Kaptan Ertuğrul , daha uykuda, ben takmadım canım bu ismi, kendisi, kendi kendine takmış….Gece geç saatlere kadar televizyon seyreder,Köpeği Bücür de uyuyor,beni görse bırakmaz, zira ben onu rüşvete alıştırdım, benim teknenin önünden geçerken, Bücür muhakkak nafakasını alır, sosis, köfte filan bulundururum, Ertuğrul kızar bana, kötü şeylere alıştırıyorsun diye. Kuru mamadan bıktı hayvan be.
Uzaktan Bücür beni görünce koşar, Ertuğrul çok kızar….Eğlenirim….Seni takmıyor olum artık…. Sosis daha kıymetli….Küfür eder Ertuğrul….Çok eski denizcidir, Her dümeni bilir….
Dokuz olsa hemen gidip bir Milliyet alacağım,kalmaz yoksa.Bazen oturur liste yaparım erkenden,Yapılacak işler.Yapılacak işler hiç bitmez teknede.İskota ipini değiştir demişti Nihat,Aküleri de unuttuk bağlamaya, daha doğrusu yandan ahşaba vidalamaya, Yalpada tangırdar, bakarsın başını kopartır, maazallah….
Düşünürüm, kızarım, Matkap, Uzatma, Lokma Takımı, boru anahtarı meydanda yok.Ha bire Fransızlara bok atıyorum,bunlar çalmışlardır diye,Ertuğrul,Olum teknededir, nereye gidecek bir daha bak diyor.Hadi be diyorum, dokuz metrelik kayıkta nereye gideceği mi var, çalmışlardır….derim her seferinde.
Yanımda bir “Moody” var,Satılık.Hep bakarlar.konuşurlar.Ben de bu kayığın nesine bakarlar diye düşünürüm,Aslında “Moody” güçlü,karınlı bie teknedir,ama ağır….
İskele yanımda George vardı,Avustralyalı, sonra Karısı,arkadaşları geldi çıktılar.Slovakya ya mı ne gideceklermiş.Döşemeci,yalancı Ankaralı döşemeleri bitirince çıktılar,.Akşam, pasarellanın üstünde bir kadeh rakı ikram ettim George a, Şerefe, Hadi iyi Seyirler….Mail atın ….Benim Gavur ismim, Miles,Miles Aşağı,Miles Yukarı….
İngilizler geçti, bisikletle, yüzmeye giderler her sabah,iyi de yüzerler.Gördüm.Good Morning Miles,Good Morning Allen….Karısının ismini bilmem,Yüz çirkinidir,ama vücudu güzel ,olsun varsın,ben güzel taraflarına bakıyorum sadece… Bu söylenmez…. Kadına… sakın haa….tut çeneni….
Sonra başkaları da geçer,Ben rıhtıma kıçtan bağlıyım.Hepsi geçer önümden,Laf atmazsam ölürüm…Gülerler, bazı şeyler sorarlar, tanıdığım Şişme bot tamircisi varmı? Hepsi yalancı.kimi tavsiye edeceksin.Bazen Pete gelir, Hello Miles….Eee yine ne derdi var bunu…Gel Pete sana kahve vereyim…İçeriz,Rodosa gitti,beğendinmi Pete? Yok beğenmemiş….Marmaris daha güzel.Boşver ,onun ismi,Marmaris daha ucuz… Ulan cimri İngiliz, Pound a tapıyorsun derim.Güler….Takılırım….Akşamları da gelir Pete, Benden yaşlıdır, ama yaş konusunu açmayız…Bir bira ikram ederim,Derim ki Teknede bir bira Barda iki Biraya malolur sana .Ona göre… Anlaştık der, sonra bana devamlı hatırlatır, Miles sana iki bira borcum var…. Eğer gecikirse, dikkat et üç olur derim,Barda sadece bir birasını içerim….Sesini çıkarmaz Pete….
Cambridge te tarım araştırma Enstitüsünden emekli Pete Jackson,30 sene tarlada buğday yetiştirmiş, Ona bazen teknede konferans veririm, Büyük Britanya İmparatorluğu nun ne boktan bir şey olduğunu anlatırım… Sesini çıkarmaz Pete,Haklısın der….İşi “ Commonwhealth” e bağlarım.Alın derim şimdi başınıza belayı, Prensler Müslüman oldu haberiniz yok derim.Güleriz…. Kızmayız…böyle şeylere,sonra Osmanlı Sultanlarının, çoğunun tekerlek olduğunu anlatırım,daha çok güleriz,sonra
Good Night Miles….Good Night Pete, see you tomorrow,if there is any….
Bazı sabah lar vakit geçiririm teknede, Lap-top ,bulaşık, temizlik, ıvır-zıvır.John gelir, bisikletle,Teknesi bana uzaktır,Gel John iç bi çay…John ,Kadim arkadaşım Kanadalı Ken in arkadaşı dır, ayni,eyaletten,ayni şehirden… Hem de eski emlakçidir,Ustamdır… Hem denizde,hemde Emlak işlerinde .Hep ona sorarım, o da anlatır üşenmeden.Abimdir.Benden birkaç yaş büyük…
Anlatırız birbirimize ne oldu, ne bitti….John Eylül 15 de Karayiplere gidecek,ordan da 15 aylık dünya turuna.Teknesinde her şey mükemmel olsun istiyor…Ben de ona hep hiç bir şey mükemmel değildir, idare et diyorum….Sen ne biçim Katoliksin derim, yok ben Katolik değilim der, bilirim aslında Katolik olmadığını takılırım….Sen de gel Miles, St Lucia ya kadar, ordan dönersin, İnşallah derim… ayarlayabilrsem.Ben bazen onun teknesin de ona yardımcı olurum, o bazen benim teknede bana yardım eder….Sigara dan nefret eder, içirmez, ancak açık havada, benim teknede Kaptan benim, orda karışmaz… Saniye den beterdir…bu konuda,çok displinlidir…Aman kızma John….
O kadar titizdir ki, bazen bir vida yüzünden o bölmenin bütün vidalarını değiştirir.Ustalarla görüşmesinde, yardımcı olurum, işlerini hallederim, bira ısmarlar, kendisi şarap içer….yemek yeriz,anlatır,konuşkandır…Herşeyi anlatırız biribirmize, Denizi, hayatı… Kankayız….paylaşırız,bazen kan-ter içinde, bazen bir masa etrafında, işleri paydos yapınca mutlu oluruz.Ben derimki ne kendimizi öldürüyoruz be John, paramı veriyor lar bize… Güleriz, bazen bizim Pete de katılır.
John un babası asker, onun teknede seyir yaparken birden, askerliği tutar John un, Miles, Başüstü,iskele… Hay hay Kaptan, çabuk, Miles,Kıçüstü bağlar … “Ready bind” “Cross Bind” “fenders out on position”ne yapalım Kaptan o…..Böyledir kayıkçılık, birisi baş olacak…. Yoksa kargaşa çıkar….
Benim tekne de emirleri ben veririm…Onun tekne de O….
Ben çıkamam Marina dan, henüz kayığın kağıtlar gelmedi… gelince serbestim, ne yapalım, bari bugün şu işleri yapayım, sıcak bastırmadan….Rahatta yok, Ne haber Miles,İyi be çalışıyoz…. ? Saygılıdırlar, çalışana ilişmezler,
“Beer Time”, demeden yaklaşmazlar…..


2 yorum:
merhaba sayın selim bey, bunak kaptanı aynen tarif etmişsiniz. kendisi de okuduğu zaman çok gülmüştür mutlaka. bücür deseniz dünya tatlısı akıl kumkuması. bücüre hiç hadi seni yıkıyorum dediniz mi? hemen arazi olur. bunak kaptan bana bilader olur. anlattıklarınız o kadar canlı ve doğal ki okurken kendimi de o marinada buldum. yazılarınızın devamı dileği ile iyi yaşamlar. bunak kaptanada benden selamlar.
Ertuğrul reis en son bozburuna yaşlandı,bir daha görmedim iyidir umarım
Yorum Gönder