26 Eylül 2009 Cumartesi

Kalabalık Yanlızlık

KALABALIK YANLIZLIK…..

Soruyorlar Bana Yanlızmıyım?

Yok diyorum çok kalabalığız,bayağı varız…

Birtanesi var çok mülayim,kayığım…

Birde bazen durgun ,bazen dalgalı ,Denizim..

Bilmem yalnız sayılırmıyım?

Soruyorlar ısrarla Yanlızmıyım

Bunun neresi yalnızlık..

Bir diğeri var, bazen sakin, bazen hırçın, bazen kavgacı…

Rüzgarım…

Sesleri hiç sorma, Usturmaça nın ,pasarella nın gıcırtısı,

Çarmık ipinin bitmez gece şakırtısı….

Alargada,demirde kalınca, bordaya dalganın okşantısı…

Birde üstelik sallantısı….

Soruyorlar hayretle,Yanlızmıyım?

Bunun neresi yalnızlık…

Bazen biri oturur karşıma , kıçüstü sağanlığa

Veririm onun da eline bir şarap bazen Rakı…

Yudumlarız, anlatırız eskilerden,yenilerden karşılıklı…

Eh canım beni de unutmayın, ben de buradayım ya…

Kayığım, Denizim,Rüzgarım, Bir ben, birde sen….

Şimdi söyleyin bakalım, Yanlızmıyım?

Yoksa bir Dünya şeyle birlikte,sonsuza kadar başbaşamıyım?



20 Eylül 2009 Pazar

Daha Adını Koyamadım....

Kokusunu saklamıştım haspanın ,avuçlarımda, iç fanilamda,yıllarca,
Dudaklarım yanıyor, kulaklarım, gözlerim ateş, taa ki yeniden paklanıncaya…
Gözümün önünde ölesiye, edalı yürüyüş, gözlerinin rengi,,elimde elinin teri, Başım ağrıyor,düşünemiyorum,başım hala sımsıcak kucağında…

Tozlu sokaklardan geçtim, geçmekteyim de,ayaklarımın altı nasır,
Yalınayak yürümekten,
Yürürken yüksünmeyerekten,
Bir gün sonra unutursun dediler, yüz yıl sonra unutamadım…
Ne kelime unutmak, yatağımdan, odamdan, masamdan bile atamadım,
Konuşurum gizlice onla, seslenirim, dinlerim,evde tek başına, kendi yanıtsız çağrılarımı,
Yüzyıl geçti bu dertli başı sokacak yer bulamadım.

Dolaşırken, eski arabamızla dağ yollarında,” dur bakalım bu yol nereye varır” deyince,
Meraklıdır, maceraperest, suskunca kabul eder,”ya bu vazgeçerse” diye…
Geçti ömrümüz böyle, vurduk taşlı,tozlu yollara ,gittik, dönmedik geri…
Belki ilerde bir gün, sokarız ayaklarımızı dere kenarında, serin sulara diye…

Geceler boyunca bekledik, kuytu orman köşelerinde, üşüdük, sarıldık biribirimize
Bir gün güneş doğacak, belki yaşam devam eder ısınırız diye,
Bence hiç umudunu kaybetmedi,” merak etme bu da geçer ya hu” dedi…
Sarıldı, elimi sıktı, yineledi,“ merak etme” sessizce…

Sonra, Aman Allahım bir sabah uyandığımda yoktu artık yanımda,
Bırakıpta gideceğini hiç haber vermeden gitmişti,
Acaba gerçekten, gitmek mi istemişti?
Anlayamadım,yoksa sadece ,sevdiğinden ,tüm dünyayı, bize mi bırakıp gitmişti….?

Eylül 2009,İstanbul

6 Eylül 2009 Pazar

ESKİ NOT DEFTERİ

Kalenin Önüne, Ekerler Darı,
Ekerler, Biçerler, ederler Karı….

Eski Defterlerden yeni alıntılar, virgülüne dokunmadan….. Tek Ortağa….Gerçek ortağıma….

İnsanlar koca bir Tutukevinin duvarları arasında,kah göğe bakarak,kah yüksek duvarlara yaklaşmak umudu ile gardiyanlarla ve hatta arkadaşlarla didişe didişe yaşarlar ve duvarların ardını hiç olmazsa son nefeslerinden sonra görebilecekleri inancı ile sevinerek ölürler….

Ölürken acılı olanlar, fiziksel acı içersinde ölenler de sevinir.Yaşlandıkları için ölenlerde sevinir.
Kurtuluşu ölümde aramak ahmaklığı- fenomeni böyle devam ede gelir.Umudunu yaşarken kaybetmiş veya tümünü harcamış kişiler ise kendi isteklerinle ölme özgürlüğüne sahiptirler…Yani kredileri kalmadığı,borçların altından kalkamadıkları için kısaca hileli iflas yolunu seçerek duvarların ötesindeki sonsuz mutluluğa uçmayı denerler….
Önemli olan mutluluk öğretisinin karanlık,çarpık,yıpratıcı yönlerini,hahayat içersindekigeleneksel kapsamını özel hayatımız ile bağdaştırarark,yani aydınlığın yahut sahte ışığın içindeki karanlığı en az yaşamın en toy evresinde bile hissederk yerine yeni bir ışık demeti inşa etmeyi bilmektir…

Ampulün içersindeki tungsten teli elektrik akımını geçirerek ışık üretir ama aydınlatıcının ismi Elektrik Ampulüdür….

İşte karanlığı yok etmenin, birde robotlaşmanın tekdüze,monoton ,ahmaklığının farkına varmayan doğuştan geri zekalı nesillerin ortaya çıkmasına yardımcı fikir üreticiliğinin minimal olduğu, maximal otomatik toplum anahtarı, mutluluktanarınmış…. Ne karanlık….
Bunlarla bir yere gidilmeyecek galiba, olsa olsa Aya ,başka planetlere gidilir…Birisi yakın gelecekte İnsanların bugün enkolay yaptıkları şey,en zor şey olacak demiş…

Örneğin Çocuk yapmak,yasaklarla önlenecek…Olanla yetinmek olmayanı icat etmekten daha kolay ama,üstelik bu keşif yeni de değil ,markalar farklı ama motor General Motor….Ve de insanlığın kalıtım yapısına uygun….İnsan oğlu nun doğal yaşantı tarzına dil uzatılıyor….

05 02.1978 Münih, Selim Kaymakoğlu
Gençken zırvalama durumu ,daha da fazla… eski defterlerden çıktı, ben de Emire gönderdim….