HATIRLADIKLARIM…. 1
SABAH KALKINCA
Kış, muhtemelen okula yeni başlamışım, herkesden önce gazeteye bakmak istememden,veya tek başına kalkınca kendi başıma oyalanmayı becerebildiğimden anlıyoruz bunu.
Terliklerimi giyiyorum, üstü deri, altı kösele, giyilmekten derileri kavrulmuş, zaten çok yeni olanlar işe yaramaz… hem kayar hemde sert olur, evde veya merdivenlerde takır takır , rahat yürütmez insanı, yalnız bir zaman sonra terliklerin eskidiğine hükmeden Annem yeni terliklerle gelir ve eskilerini atar ve azap yeniden başlar, ondan dolayıdırki seneler sonra çıkan altı lastik ,üstü kumaş veya yumuşak deri ucuz terliklerlre çok rahat etmişimdir…
Ağbim uyumaktadır , benden hayli büyüktür, 6 yaş kadar, her şeyi bilir ve çok orijinal şeyler yapar, hem çok akıllı, hemde çok yeteneklidir.Babama göre ,ve sonra benimde takdir ettiğim gibi, futbola çok kabiliyetlidir.Ama korkarım ondan, aramız iyidir, ama bazen benle dalga geçer.Gururluyum,ağlarım.Bazen de beni gıdıklar veya şakalarıyla güldürür.O zaman çok severim onu, peşinden ayrılmam… Ama sonunda kovalar beni.Yine ağlarım….İlerleyen zamanlarda ,arkadaşlarıyla takılırken, ve beni yanına almayı redettiği zamanlarda evde , onlara katılabilmek için çeşitli hilelere başvururum,Ağlarım en başta ,bu Babamın kafasını şişirmek için uygun yöntemdir,Tabii o zamanlar cep telefonu olmadığından, Babam Ağbime hitaben bir pusula yazar, yanına alsın diye,bunun da riskleri vardır ama olsun,yine de kabulüm… Riskler şunlar,yalnız Ağbim tarafından değil, onun arkadaşları tarafındada alaya alınmak, hafiften aşağılanmak,dalga geçilmek ki bütün bunlar onların hafızalarına yer ettiğinden, bu işkence yıllarca da sürebilir.Olsun, razıyım, yeterki onların arasında sessizce oturayım,dinleyeyim, benden bir şey isterlerse koşarak yerine getireyim, emirlerinde olayım, yeterki orda olayım ve bu benden çok büyük,(Ağbim ve arkadaşları o zaman olsa olsa 11 – 12 yaşlarında)çok tecrübeli, bana göre feleğin çenberinden geçmiş, oğlanların kendi aralarında paylaştıkları macera lara kulak misafiri olarak görgü ve tecrübelerimi arttırabileyim.
Pusulayı aldığım gibi koşarak, dörtnala giderim, nerde olduklarını bilirim, gider ve pusulayı uzatırım,
“Ne ulan bu ? “ der bana cevap vermem, okumasını beklerim, sorarlar arkadaşları “ O ne be Hasan?”
“Hiç “ der Ağbim , sonra devam ederler , maceraları anlatmaya bazen unutulurum hemencecik, bazen de yukarda bahsi geçtiği gibi takılırlar… Yüzüm kızarır ama orda katiyen ağlamam….
Yataktan kalkınca ve terlikleri giyince,yavaşça odadan çıkarım,Eğer orta odanın kapısı kapalı ise Nevhis Teyzemin akşam bizde kaldığını anlarım, Teyzem bekardır ve bizleri çok sever, Hasan ve Cahite çok emeği geçmiştir, harp yıllarında …Aslında Nenemlerle oturur ama yazları sayfiyede ve Kışları hafta sonları bizde kalır. Çok sevinirim,Babamın gazabından beni kollayacak olan eleman sayısı çoğalmiştır.Hem şımartır hemde terbiye eder, Annem in biraz daha hoşgörülüsü dür.Ama bilirimki Anne başkadır.
Bütün yatak odaları kapalı olduğuna göre gidecek sadece, Mutfak ki evde kendi odasında yatan
Hizmetçi de kalkmamıştır,ve salon vardır , dolaşırım ve seğirtirim yavaşça, kalktığım belli olmasın, her an birisi ortaya çıkıp bana hükmeder, buyurur, veya azarlayabilir.
Fazla da vaktim olmadığını bilirim,nerdeyse kalkarlar .İlk önce Mutfağa bir göz atarım, bazen bankonun üstünde esrarengiz bir paket olabilir, eğer öyleyse, hemen hayecanla ve dikkatlice açarım,merak işte,gerçi sonradan tüm bu açtığım ve dikkatlice tekrar sardığım paketler Annem tarafından hemencecik anlaşılır ve azar işitirim ama,dayanamam .Bu paketlerin içinden gerçekten ilgimi çeken bir şey çıktığına hiç rastlamadım,olsun heyecanlidır onları açmak hiç belli olmaz bakarsın ilginç bir şeyle karşılaşabilirim.Ama bazen hiçbirşey olmaz mutfak bankosunun üstünde,koridordan yavaşça Salon un camlı kapılarına doğru seğirtirim sessizce, Her seferinde olduğu gibi,korkularım la yüzleşmek ten çekinmem, tedbirsiz ve ısrarla teredüd etmeden salon kapısını açarım ,ama o tarafa hiç bakmam, yemek odası tarafına doğru yönelirim, ve gerçekten yeteri kadar uzak olduğuna kanaat getirince şöyle omuzum üzerinden bir göz atarım.
Bana bakmaktadırlar, yemek masaının etrafında bir tur atarım, tekrar onlara göz atarım bakmaktadırlar,ama yavaşça anlarımki bende alışmaya başlıyorum, aniden tüm cesaretimle göz göze geliriz, hiçte bir şey olmaz, kıpırdamadan bakarlar… bakarlar bu sefer oturma odasına geçerim onlara en uzak noktadan eh biraz da yaklaşmış olurum, gerçekten hiç bir şeycik olmaz ,Derken yanlarından geçerim, turumu tamamlamışımdır, salondaki Lanbaderlerin küçük tuhaf bakışlı ,bronz heykelciklerine karşın zaferle ve kendime güvenle yanlarından geçerim, apartman kapısını açar ve aşağıya Apartman girişine yukardan eğilerek göz atarım, Gazeteler gelmişmi diye ,gelmişlerse inanın Apartmanda ilk Hürriyet gazetesine ben bakarım, İner alır ve bir koşu yukarı çıkarım, yere uzanır ve bakarım, bakarım,…
Öyle dalmışımki zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmam,neden sonra Nevhis Teyzemin sesiyle kendime gelirim.” Selamet ,Lop yumurta isitiyormusun? “ evet istiyorum, aslında hiç istemiyorum ama böyle şeyler söylenmez. Lop yumurta yememe lüksüm yok….Bana Selamet der Teyzem,Aslında
Geceleri “Selamet” gündüzleri “ Melanet” gibi uzun bir lakabım var.Ağbime “Konsolos” ortanca ağbim Cahite de “Kabzımal” ismini uygun görmüştür, Şükrü Ağbi Babama da nedense “Rudolfo Zeyyat “der.Herkezin karakterine uygun ismlerdir diye düşünmüşümdür sonraları.
Ben melanetimdir gündüzleri,Huysuz, sinirli, muzır ,hep muzır oğlan der Annem… Ama geceleri uykuya yatınca, “Selamet” .Hasan Ağbim dengeli, terbiyeli, uyumludur, herkesle iyi geçinir, terbiyeli güzel çocuktur, Babamı bile idare eder, en iyi o uyutur…Lakabı haliyle fazlasıyla hak eder….Bütün bu lakapların analmı vardır, ancak Babamınkini öğrenmeye fırsatım olmadığını, yeterli araştırmayı yapmamış olmaktan dolayı, kendime kızdığımı hatta halen kızmakta olduğumu itiraf etmem gerek.
Adolfo, isimli bir kahraman kim olsa gerek? Film artistimi,? Roman kahramanımı? Yoksa Şükrü Ağbi nin (Eski Beşiktaşlı futbolcu “Bombacı”Şükrü Gülesin) İtalya da karşılaşıp dost olduğu birisimi?Bilemem… bunları sorup öğrenebileceğim kimse yok.Acaba Hasan veya Cahit bu konuda
bildikleri bir şey varmı? Sormam lazım….En son taktığı isim ,bizim yanımızda çalışan, Cide li Ayşe ye taktığı isimdi ,”Do rothy Lamour Ayşe…”Rahmetli ,babamın lafla baş edemediği nadir insanlardandı….
Birde Affan enişteye “Kel Zampara “ derdi, iltifatmış gibi algılanırdı bu da,ençok Affan Enişte tarafından,keh ,keh gülerdi seninki “kel Zampara “lafını duyunca….Gerçekte buydu,hem kel hemde zamparaydı bizim Affan enişte.
Devem etmek lazım….


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder