Bakıyorum Halki’den Rodosa….
Sahilde Oturuyorum… Bakıyorum…. İlkönce Liman İnşaatına. Sonra küçük körfezdeki evlere, sonra, insanlara…
Yassu… Tikanete?, iyilermiş…. İş az mış… Sezon bitmiş… Eee be Kirye bu şikayet heryerde ayni…diyorum…Yassu my Friend….
Sıgara varmı? Var. 3.25 Euro ,Prince.
Ver bi kahve, metriyu olsun.Ben getireyim.. Yok be zahmet etme.Benim derdim yarenlik,Kahve bahane….
Dün akşam, saat 7 sularında girdim… Datça(!) diye…. Meğersem, Halkiymiş, Rodos karşısı… Rodosun Karşısı da Bozukkkale,toplam 35 mil… Çok be bir akşam daha kalayım bari….Alman teknecilerle konuştum.Harita varmı?Yok, GPS ? ( Yön tayinine yarayan alet),Dürbün? Yoook… Dediler… Cesaret.Ben dedim içimden Salaklık başka başka ne olabilir…Ama onlara, siz varsınız ya sormak için dedim.Gülüyorlar, Cesaret diyorlar…Bana 25 euro bozdular, biraz da köfte verdiler, ben de sabah teknelerine teşekkür notu ile, bir şişe şarap bıraktım…Göçek port Marina ya döneceklermiş, Zenginler galiba? Biraz borç istesemmi?dur bakalım….. Yahu ne var bunda sora sora benim bildiğim Bağdata gidilir… Eskiden, böyle Haritalar filan, GPS mi vardı ?Rodos a gideriz , burnu gördükmü kırarız Kuzeye Bozukkale, olmadı Simi, Türkçe ismiyle Sömbeki… Eh ordan da şaşıracak halimiz varsa… buna diyecek bir şey yok… çıkarız yine Rodos a…..Benim pusula da bir enayilik var galiba… ben doğu gidiyorum, o beni güney doğu getiriyor… Ulan bu kadar da sapma olmaz ya…Zaten bu iş iki akşam önce başladı….
Bizim diğer iki arkadaş, Ali bey ve Aykut beyler, Söğütten telefon ettiler, biz Datçaya gidiyoruz sen de gel dediler.İyi dedim gelirim…Saat 15 te çıktım Bozburun dan,Bana göre Simi yi iskeleme aldım vurdum karşıya…Karşısı Datça yarım adasına çok benziyordu canım…Güneşin Batı dan batmasından şüphelenmedim değil ya… Neyse Hava karardıktan sonra çıktım Datça ya(!) yer buldum, demir attım…Botu indirdim, karanlıkta…yavaşça bir kumsala çıktım…Yahu bizimkiler gerçekten Yunan müziğini seviyorlar… ulan üstelik canlı bu be…Buzuki Orhan ın kulakları çınlasın…Çıktım sahile,bir Bar var adamlar oturuyor… Dediler Yassu…. Yok dedim bu kadar da olmaz… Datçalılar Yunanca bilmez…
Ne buranın adı..? dediler otur bakalım.Nerden geliyorsun? Dedim işte tekne orda.Ee nasıl geldin? Dedim….Aaa gemigeldi Rodos gemisi… Dur bakalım kimler çıkacak?Neyse gelmesinle gitmesi bir oldu iki araba çıktı içinden….
Zaten aslında merak olmazsa denizcilik olmaz. Yunanlılar bu denize Arhipelago derler… ne demekse, Gökovalı , mamı diğer, Halikarnas balıkçısı, ne kadar balıkçı,ne kadar denizci bilmem ama ,iyi bir araştırmacı olduğu kesin…Bu Arkipelago yunanlın yaşam alanıdır… bir tek onlar bu yüzlerce ada içersinde binlerce yıldan beri yaşam kurmuşlardır… ve onların hakkıdır adalar…onlar bilir buralarda yaşamı sürdürmeyi… binlerce yıladan beri… her adam balıkçı, her yunalı denizcidir… hemde mükemmel… bu keşke dodocanese yi- oniki adayı vermeseydik… teranesi boş… vermeseniz ne olacak be… kıçıkırıklar, siz rotadan şaşmayı bilmezsiniz ki… şehirhatları vapuru gibi,varsa yoksa bir taraf Bodrum, bir taraf Göçek….size Kaptan Miles tan Rota Şaşma Dersi verdirmek lazım…Tabii tırsmazsanız…
Nerde kalmıştık,Adam lar şaşırdı, Ada Kos un önünde, küçük bir ada…ismi İalysos veya Triada…güzel…bir iki Otel, üç beş,Restoran,Bar,Kafe, dükkan…. Küçük bir yer… Şöyle bir dolaştım,kayığa gittim,yattım…Etrafta demirde olsun ilaç için bir tane kayık yok…Olsaydı gider konuşurdum,ama dedim giderim buradan geri doğu…Bulurum Knidos burnunu…ordan ver elini Datça…Sabah Ali aradı dediler 90 derece doğu gel… Eh ben de öyle yaptım,ama nedense Halkiye çıktım. Bu pusula da bir bok var galiba..bu kadar da olmaz….İşin enteresan tarafı bu alman lar bu kadar tecrübeli… Adayı bilmiyorlar….Orda bar filan yok dediler….Ulan ben oturdum adam lar metaxa ısmarladı… Keriz.birde bu heriflere yol,bilmem rota soruyoruz….Cahiller….Ohh ne kadar rahatım Halkide… yakında Yunancayı çözerim zaten, birkaç gün kalmak lazım aslında… Çok şirin, küçük bir ada, Beni de yarı İsveçli,yarı türk biliyorlar… Tekne de İsveç bayrağı varya ya senaryo tamam….Yanlız polis bir sorarsa hapı yuttuk…neyse rica minnet eder, yalvarır yakarır,tüyeriz canım… ne var bunda yanlışlıkla geldik işte,
O kadar anlayış beklemek hakkım… Sonra burada La Piazza kafedeki arkadaşlarımı hemen bırakamam…
Bu akşam da kalayım yarın hayırlısı ile artık, yelken, makine,kürek bozukkale ye doğru çıkacam….
Çok eğleniyorum doğrusu….Devamını bildiririm….Yunan Sahil koruma içeri atmazsa tabiiii….
Neyse Ena Kafe metriyu Parakalo… Ver bir orta şekerli kahve… Bakalım dalgamıza….
11.Ekim 2009 Pazar.
Günü Lapiazza cafe ile kayık arasında geçirdim… internet bağlantısı kuramadım nedense, bütün herkes kurdu bir ben kuramadım… cinslik işte…
Ertesi sabah erkenden Rodos, bilmemnere ye çıkacam, mazot alacağım… tabii çıkabilirsek, malum pusula…. Erkenden alesta kalktık, kahve vs, makine marş… nah marş… marşta kuru … yani su devridaim yok… hemen kapattım…Ulan Hüseyin Makine böyleyken böyle… Kayışa bak dedi… benim danışman Hüseyin Kaptan,eee olmazsa ? o zaman bilmemne dedi… yani o zaman yandı benim keten helvam….
Neyse kayış gevşemiş.. gerdim ,düzeldi…de bu sefer demiri takmışık,alamıyorum…
Kara kara düşünerken yandaki kayık geldi,marketin sahibi, ne oldu? Ben sana dün akşam sordum, demir temizmi diye?Barba şimdi bırak fırça atmayı.. ne halt edeceğiz?
Herifçioğlu bir saat benle uğraştı, yemediğim küfür kalmadı…sonunda kurtardık, verdim yolu…
Bu sefer de rüzgar yok… ölü…ana yelken donum gibi sallanıyor… makine ile geldim..Aman neyse hep unutuyorum… diyelim Rodos ,Karafaki….
Öğlen 12 gibi demiri saldım… yedi metre de, aldım botu çıktım… bir restoran… hacı bira ve mazot istyorum… var dedi Kosta, bira yakın ama mazot ikiyüz metre ilerde.. Oğlum ben ikiyüz metre 25 litre mazot taşıyabilirmiyim, kendimi zor taşıyorum.Sen birayı ver önce aklım başına gelsin.
Biraz sonra birayı devirince, dedim hazırım, git dedi bu ihtiyarla… ihtiyar beni araba ile benzin istasyonuna götürdü, aldım yirmibeş litre,geldik geri. İhtiyara benden bir bira, Kosta… ulan burada zaten iki bira beş avro para bitti….
Bu safar teknede de su da bitti, aldım pet şişeleri, gittim su alayım, biraz oturdum, Kosta dedi benden sana bir kahve… Nasıl olsun… sorulurmu, Heleniko metriyu olsun…İçerde dizi seyrediyorlar… biraz Ananstasia hatunla muhabbet ettik, teknelere meraklı, gelirmi acaba bir şarap içmeye…sormadım…
O da diziye takıldı….Bütün alem dizi seyrediyor…
Yarın sabahtan, vira demir, istikamet… memleket… Bozukkale…
12 Ekim 2009


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder